Bir sergiye davet.
“Uluğbey’den Tarihi Esintiler” fotoğraf sergisinin davetiyesi, 5–7 Ağustos 2010 için Uluğbey İlkokulu’nu adres gösteriyor. Altında Hüseyin Cengiz’in adı var.
Hüseyin ve Emine Cengiz’in fotoğraflar, eşyalar ve hatıralarla büyüyen hikâyesi.
Hikâyeyi keşfetBir fotoğraf merakıyla başlayan, yıllar içinde bir köyün ortak hafızasına dönüşen bir hikâye.
O yıllarda köyde fotoğraf çoğunlukla biri gittiği için çekilirdi, geriye bir şey kalsın diye.
Hüseyin Cengiz 1967’de fotoğrafa merak sardı. Makineyi kendi alacak durumda değildi; merakını gören biri ona bir tane aldı. Köye elektrik ertesi yıl geldi. O gün bugündür Uluğbey’de ne olduysa çekti: düğünler, asker uğurlamaları, mezuniyetler, cenazeler.
Sonra kendi çektikleri ona yetmedi. Köylülerin evlerindeki eski fotoğrafları da istemeye başladı; aldıklarını çoğaltıp sahiplerine geri verdi. Bugün duvardaki her portrenin altında elle yazılmış bir isim var. Kaç fotoğraf olduğunu kendisi de bilmiyor.
Emine Cengiz’le 1968’de evlendiler, 1972’de Almanya’ya taşındılar. O yıllarda memlekete uçakla değil arabayla gidilip gelinirdi. Her dönüşte bagajda bir şey olurdu: bir saat, bir gramofon, küçük bir biblo.
Sonraki yıllarda başka ülkelere de gittiler. Ne aldılarsa birlikte seçtiler, birlikte taşıdılar. Köyde de aynı şeyi yaptılar; eski evlerden ne çıkıyorsa topladılar. Tırpanlar, bakır güğümler, radyolar, bir el değirmeni taşı.
Düğünler, uğurlamalar, gündelik hayat.
Uluğbey’in geçmişine, onu yaşayan insanların fotoğraflarıyla bakıyoruz.
Bir ailenin albümünde saklanan fotoğraf, çoğaltıldığında başka hatıralarla yan yana geliyor. Aslı sahibinde kalıyor; kopyası ortak arşivin bir parçası oluyor.
Duvarlarda çerçeveler, masalarda albümler ve ziyaretçilerin bıraktığı el yazılı notlar var.
“Uluğbey’den Tarihi Esintiler” fotoğraf sergisinin davetiyesi, 5–7 Ağustos 2010 için Uluğbey İlkokulu’nu adres gösteriyor. Altında Hüseyin Cengiz’in adı var.
Bir fotoğrafın, bir eşyanın, bir dokumanın ardında yıllar var. Bu ev, o yılları bir arada tutuyor.
Hüseyin Cengiz’in fotoğraf merakı, yıllar içinde Uluğbey’in insanlarını ve hayatını kaydeden bir arşive dönüştü. Kendi çektiği karelerin yanına, köylülerin evlerinden alıp çoğalttığı eski fotoğraflar da eklendi. Asıllarını sahiplerine geri verdi; kopyalarını sakladı.
Galeride eşyaların nasıl kullanıldığını da gösteriyor. Taş el değirmeninin başında, bir nesnenin gündelik hayattaki yerini hareketleriyle anlatıyor.
Emine Cengiz, koleksiyonu Hüseyin Cengiz’le birlikte oluşturdu. Almanya’dan ve seyahat ettikleri ülkelerden getirdikleri parçaları birlikte seçtiler, birlikte taşıdılar. Uluğbey’de eski evlerden çıkan eşyaları da topladılar.
Koleksiyonda Emine’nin kendi emeği de var: “Emine Öztürk” adını taşıyan, kendi dokuduğu duvar halısı bugün galeride sergileniyor.
Her dönüşte bagajda bir şey olurdu.
Bir saat, bir gramofon, küçük bir biblo.
Köyde eski evlerden çıkan gündelik eşyalar da koleksiyona katıldı. Tırpanlar, bakır güğümler, radyolar ve el değirmeni taşı; farklı yerlerden gelen parçalarla aynı evde buluştu.
Almanya’dan, Çin’den ve başka seyahatlerden gelen objeler. Küçük hatıralıklar, figürler, tabaklar ve magnetler; Hüseyin ile Emine’nin birlikte seçip taşıdığı koleksiyonun farklı yüzleri.
Fotoğrafları ve eşyaları sergilemek için evlerinin birinci ve üçüncü katını kendi elleriyle düzenlediler. Ortadaki katta oturmaya devam ettiler.
Uluğbey Köyü Geçmişten Geleceğe Fotoğraf Arşivi ve Eski Eserler Galerisi böyle açıldı. Giriş ücretsiz; bugüne kadar kimseden para alınmadı.
Galeri, gelip görecek insanları bekliyor.
Giriş ücretsiz.
Hüseyin ve Emine Cengiz yılın bir bölümünü Almanya’da geçiriyor. Galeri, Uluğbey’de bulundukları dönemde ziyaretçilerini ağırlıyor. Gelmeden önce arayarak açık olduğunu teyit edebilirsiniz.
Hikâye, Cengiz ailesi hakkında paylaşılan anlatıya; görseller galeride çekilen fotoğraf ve videolara dayanır. 2010 sergi davetiyesi galeride saklanan belgedir. Fotoğraflardaki kişilerin adları ve tarihler, bilinmediği yerlerde belirtilmemiştir. Galeri telefonları dış cephe tabelasından alınmıştır.
Köyün geçmişi için: Senirkent Kaymakamlığı — Veli Baba Sultan Türbesi İbrahim Karaer — Senirkent Uluğbey araştırmaları